31.5.07

Microsoft “Surface”


Birileri buna dur desin canımm :)

30 Mayıs’ta Microsoft tüm dünyaya bir basın bülteni geçti. Surface Bilgisayarını kullanarak hayat(restaurantlar, oteller,casinolar , alışveriş, eğlence, iş kısacası herşey...) ayağınıza kadar gelecek ! diye bir başlıkla duyurdu...

Microsoft Surface in en büyük özelliği, şimdiye kadar alışılagelmişin dışına çıkarak; dokunarak, ellerimiz ile objeleri hareket ettirerek kolaylıkla işlem yapmamızı sağlayacaktır. Tüm bunlar surface , yüzeyin ;) üzerinde oluyor. Yani Surface'in üztüne cep telefonunu, pda'ini koyuyor çevresinde bir alan halkası oluşuyor ve drag&drop ile istediğin resim, bilgi, yukleyebileceğin, saklayabileeğin herşeyi sürükleyip bırakıyorsun. İstediğin resim ya videonun size’ını elinle çekip buyutup, küçültebiliyorsun. Elinle mail yazıp gonderebiliyorsun. Artık bu senin mailin değil el yazından tanırım denebilecek :) Bugun ne yapayım? , nasıl bir program yapayım?, nerede? ne var ?, gideceğim yere nasıl ulaşırım ?, zamanı en iyi nasıl kullanırım ? dersen, yine surface in başına geçip Google map gibi haritadan (artık biliyorsunuz street olayına kadar indirgendi) , kendi route nuzu şehirinizdeki size uygun activite lere gore ayarlayabiliyorsun.

Mouse ve klavye devri bitti ! Artık devir ses, kalem ve dokunma devri... Eskiden bunlar vardı diye yad ederiz . Nasıl 80s 90s dekiler şimdi bize komik geliyorsa, kısa bir süre sonra mouse ve klavyede aynı komiklikte mi gelecek ?

Surface ; 76 ekran ve bir sehbayı andırıyor. Üzerine koyduğun bazı cisimleri algılayabilecek. Örneğin bir restaurant da masaya oturacaksın ama masa biraz akıllı bir masa, yani "Surface" , menu yok buradan gorselleri ile yemeklerini tutup çekip sipariş kutusuna atabileceksin, örneğin Coca – Cola bardağını Surface’in üstüne koyduğun zaman ürünün sloganını, mottosunu yazacak “Hayatın tadı. Coca-Cola” gibi... Hatta işi büyütecek olursak, restaurant da bir şarap seçtiniz ve geldiğinde Surface’in üstüne koyduğunda kadehteki barkodu okuyup , şarabın yapıldığı üzüm bağı hakkında bilgi verip, o bölgeden fotoğraflar gosterebilecek. Hatta ben biraz daha da ileriye gidip; ağırlığından (bardağın barcoduna bardağın +3-3 gramajı girilerek) bardağınız boşaldığında garsonunuza özel bir alert gondererek; sıkıcı garson aramaları, göz temasını yakalayabilmek için gereksiz mimikler ve hareketler ve çağrış tarzlarından kurtulmak (koçum, aslanım, bilader vb.. :)) gibi kurtulmak bu aletin kullanıldğı yerlerde çok yararlı olacaktır. Hem müşteri, hem de firma için. Biz Turkler sıcak teması severiz, kopmamız bundan biraz zaman alabilir ama olsun ;)

Surface’in esasında 4 temel özelliği var ;

Turkçeye çevirmeyeceğim çok komik oluyor.

Direct interaction : kullanıcılar artık mouse ve klavye kullanmadan elleri ile dokunarak herşeyi yapabilecekler.

Multi-touch : bilinen dokunmatik ekranlar gibi tek bir komutu değil birçok komutu aynı anda gerçekleştirebilecek

Multi- user : sehpaya benzemesinin en buyuk nedeninden bir tanesi , yatay olmasından dolayı üzerinde birden çok kullanıcı olabilecek.

Object recognition : Surface’in üzerine koyulan nesneleri üzerindeki özelliklere göre tanıyıp , işlem yapma kolaylığı sağlayabilecek.

Birileri buna gerçekten dur desin canım ;)

Tanıtım Videoları
"Teaser"
"The Power"
"The Possibilities"
"The Magic"
"Demo by CNET video"

Labels: ,

30.5.07

Pazarlama - PR - Reklam - Marka Bilinirliliği - Satıcılık-Teknik Destek-Junk Mail


Ders niteliğinde ....

Bir partide bir kız görüp ,yanına gidip "Yatakta inanılmazımdır!" diyorsan -->
DOĞRUDAN PAZARLAMA
Bir arkadaş grubunla partidesin ve harika bir kız görüyorsun ve arkadaşın elini kaldırıp kıza doğru bakıp seni gösterip "bu adam yatakta inanılmazdır." diyorsa -->
REKLAM

Bir partide harika bir kız görüp , yanına gidip telefonunu aldıktan sonra ertesi gun arayıp "Merhaba , yatakta inanılmazımdır" dersen --> TELEMARKETING
Partidesin, harika bir kız görup, kravatını düzeltip, yanına gidip bir içki ikram edip "Bu arada yatakta inanılmazımdır" dersen --> PR
Partidesin, harika bir kadın sana doğru gelip " Yatakta inanılmaz olduğunu duydum" diyorsa --> MARKA BİLİNİRLİLİĞİ yani şimdiye kadar ki emeğin meyvalarıda diyebiliriz :p
Partidesin, harika bir kız görüp yanına gidip arkadaşlarınla beraber eve gelmesini soylersen --> SATIŞ TEMSİLCİLİĞİ / SATICILIK bir diğer adını soylemeyeyim artık :)
Arkadaşın ikna edemiyor ve seni çağrıyorsa --> TEKNİK DESTEK
Partide muhteşem kadınların olduğunu görüp , görünür bir yere çıkarak avazın çıktığı kadar bağırıp " Yatakta inanılmazımdır" diye bağırıyorsan bu --> JUNK MAIL dır ...

Bu ayırım gerçekten doğru olup terminolojilerin farkını anlamak için çok iyi bir örnek. Üniversitelerde okutulmalıdır !!!

Labels: , , , ,

29.5.07

“ Nasıl Yapılır ?” videolarını bulacağınız siteler (How-To Videos ?)

İşte internetin nimetleri , güzellikleri, herhangi birşey yapmak istiyorusun ama nasıl yapılacağını bilmiyor, etrafında da bu konu ile ilgili sorabileceğin kimse ya da bilen kimse yok işte tam bu sırada internet yardımına hemencecik koşuyor :)
Yiyecek, içecek, sağlık, güzellik,spor, iş vs... bunları bırakın tutkuyla nasıl öpüşülür ? bu bile uygulamalı anlatılıyor
:) bazı garip başlıklar ise;mükemmel kızarkadaşı nasıl olunur ? bira kapağı kağıt ile nasıl açılır ? Bira nasıl yapılır ? gibi bir sürü yararlı / yararsız bilgiye buralardan ulaşabilirsiniz... sihirbazlığa meraklılar, yemek yapmaya meraklılar, tamirata, güzelliğe kısacası aradığınız herşey buralarda var aramadığınız, aklınıza bile gelmeyenleride görürseniz şaşırmayın !!!

1. VideoJug
2. Sclipo
3. Sutree
4. 5min
5. Expert Village
6. ViewDo
7. Helpful Video
8. TeacherTube
9. Vidipedia
10. YouTube

Bookmarkınızın bir köşesine yazın ;)

Labels: ,

2006'nın En Yaratıcı Reklamları ...

Sürekli olarak birçok firmaların birçok reklamlarını gün içinde istesekte , istemesekte vermek istedikleri mesaj bombardımanına tutuluyoruz. Hatta buna o kadar çok alışıyor ki insan bir yerden sonra bu mesaj bombardımanın çoğunun farkına bile varmıyorsun. Örneğin araba ya da toplu taşıma araçları ile seyahat ederken bir çok şeyi okuyor fakat farkına varmıyoruz. Çoğu birbirini tekrarlayan, sıradan , farkındalık yaratmayan mesajlar, sloganlar ya da görseller oluyor. Ne firma ne de tüketiciyi birbirine kavuşturamıyor. Ortalık adeta bir reklam çöplüğü oluyor.

Öncelikle şunu söyleyeyim, 2006 yılının pazarlama ve reklamcılıkta çok yaratıcı ve çok başarılı bir yıl olduğuna inanmıyorum.
Yine klişelerden kurtulamadan, kötü kampanya örnekleri, yeni bir şey olsun diye anlaşılamayan , üründen uzaklaşan sloganlar, mottolar, ve işte budur! dedirtiremeyen sıradan multimedia kampanyaları ile geçen bir yıl...

Gerçekten başarılı, yaratıcı olan "Honda's Impossible Dream" reklamı vardı. Ama Aralık 2005 çıkışlı bir reklam olduğu için offical 2006 listesine giremedi :(Bu arada merak edenler için burda da reklamın yapılış hikayesini anlatan video var. Zaten Honda son zamanlarında ki başarılı reklamları ile gerçekten çok iyiler. İşte favorilerim "The Cog" ve o muhteşem koro ...

2006 da hatırda kalır diğerlerinden farklı bir diğer reklam ise “Sony Bravia Paint Ad" reklamı tabikii... buda bu guzel reklamın yapılışı ...

Bir diğeri ise kadınları kalbinden vuran , erkeklerin zaten karışık olan, tartışmaların geyiğini gözünden vuran, çirkin kadın yoktur dedirten :) (tabi burada en az makyaj kadar aziz photoshop’un yaptıkları tartışılamaz, bu photoshop olmasa idi ne yapacaklardı şöhretler, mankenler ....???) Dove "Evolution" , gerçekten bir evrim.

Coca-Cola’nın fantastic reklamı da “Hapiness Factory" 2006 yılında ayakta duranlardan...

Mutlaka atladığım , iyi sayılabilecek reklamlar vardı 2006 da ama benim aklıma şimdilik gelenler bunlar...

Gelmiş Geçmiş En İyi 10 Reklam Simgesi


  1. The Marlboro Man - Marlboro cigarettes
  2. Ronald McDonald - McDonald's restaurants
  3. The Green Giant - Green Giant vegetables
  4. Betty Crocker - Betty Crocker food products
  5. The Energizer Bunny - Eveready Energizer batteries
  6. The Pillsbury Doughboy - Assorted Pillsbury foods
  7. Aunt Jemima - Aunt Jemima pancake mixes and syrup
  8. The Michelin Man - Michelin tires
  9. Tony the Tiger - Kellogg's Sugar Frosted Flakes
  10. Elsie - Borden dairy products

Gelmiş Geçmiş En İyi 10 Slogan


  1. Diamonds are forever (DeBeers)
  2. Just do it (Nike)
  3. The pause that refreshes (Coca-Cola)
  4. Tastes great, less filling (Miller Lite)
  5. We try harder (Avis)
  6. Good to the last drop (Maxwell House)
  7. Breakfast of champions (Wheaties)
  8. Does she ... or doesn't she? (Clairol)
  9. When it rains it pours (Morton Salt)
  10. Where's the beef? (Wendy's)
AdAge.com dan alıntıdır...

Labels: ,

Gelmiş Geçmiş En İyi 10 Reklam Kampanyası

  1. Volkswagen, "Think Small", Doyle Dane Bernbach, 1959
  2. Coca-Cola, "The pause that refreshes", D'Arcy Co., 1929
  3. Marlboro, The Marlboro Man, Leo Burnett Co., 1955
  4. Nike, "Just do it", Wieden & Kennedy, 1988
  5. McDonald's, "You deserve a break today", Needham, Harper & Steers, 1971
  6. DeBeers, "A diamond is forever", N.W. Ayer & Son, 1948
  7. Absolut Vodka, The Absolut Bottle, TBWA, 1981
  8. Miller Lite beer, "Tastes great, less filling", McCann-Erickson Worldwide, 1974
  9. Clairol, Does she...or doesn't she?", Foote, Cone & Belding, 1957
  10. Avis, "We try harder", Doyle Dane Bernbach, 1963

  11. AdAge.com dan alıntıdır...

Labels: ,

27.5.07

Bizimkilerin Uyanıklığına Bakarmısınız


Bir önceki yazımda başarılı outdoor iççamaşırı reklamından bahsetmiştim, gerçekten başarılı, yaratıcı idi. Bakınız...

Ve şimdiden
bizden bir başarı (uyanıklılık mı demeli acaba???) outdoor reklamı çalışması örneği.

Hepimiz bilhassaa şehirlerarası yolda ilerde bir
polis arabası görürsek yavaşlarız(radar, kontrol vs...)! İşte yaratıcı ajansta bu zaaftan yola çıkarak billboardun altına polis arabası maketi koymuşlar. Ne oluyor; şehirlerarası yolda seyir halindesin, ileride trafik arabasını görüyorsun hemen frene basıyor ve yavaşlıyorsun. Ve tabiki billboardda reklamı 1. görüyor 2. okuyor 3. mesajı alıyorsun... uyanıkça ama başarılı !!!

Reklam İşbankası.com.tr Billboarda yazan "Trafik cezalarınızı sıra beklemeden isbankası.com.tr den ödeyin!"

Bu reklamı başarılı outdoor örnekleri veren yabancı bir sitede gördüm. Ama hemende aklıma şu geldi; bir ara (bilmiyorum halen var mı ?) Emniyet Genel Müdürlüğü şehirlerarsı yollarda birçok yerde kazaları onlemek için biraz daha sürücüleri daha dikatli ve yavaş gidebilmeleri için polis arabası maketlerinde koyuyordu. Eğer ki işin aslı buysa , tamamen bir parodi var ortada:)) Dünyada bir ilk ! T.C. Emniyet Genel Müdürlüğü bilmeden de olsa hiçbir reklam ajansının aklına getirmediğ bir yaratıcılık örneği gostermiş oluyor.

İşte bir başarı hikayesi ; Reklamveren: İş Bankası Yaratıcı Ajans(lar): Rafineri , T.C. Emniyet Genel Müdürlüğü :)) reklamveren de memnun , ajans da memnun, emniyette memnun ;) hedef kitle mi o da memnun, en azından "-ohh, gerçek değilmiş, maketmiş maket, hadi yırttık yine cezadan"

Labels: , , , ,

Başarılı Bir İççamışırı Reklamı


Gerçekten çok başarılı bir gerilla outdoor ad. Bu reklamın taktiğinin ismi “Hansel and Gretel prensibi"miş. Hani o Grimm Kardeşlerin ünlü masalında evlerine geri dönmek için , yollarını kaybetmemek için yola attıkları beyaz çakıltaşlarından esinlenilmiş bir taktik.
Bildiğiniz gibi hızla yukselen gerilla marketing ile outdoor reklamcılığıda atağa geçti ve daha çarpıcı olabilmek, farkındalık yaratabilmek adına birbirinden başarılı ve yaratıcı reklamları sıkça görmeğe başladık.
Düşünsenize yolda yürürken böyle bir outdoor çalışması görüyorsunuz! Kaç kişi yolunu değiştirmezki :))

Reklam dediğin böyle olacak işte müşterisini ayağına kadar getirebilecek ;)

Bu arada yaratıcı ajansın ismini bilmiyorum ama Berlin'deymiş.

26.5.07

"SENİ SEVİYORUM"a verilecek Cevaplar :


SENİ SEVİYORUM : TEORİDE Mİ, PRATİKTE Mİ?
SENİ SEVİYORUM : ANLASİLDİ, TAMAM.
SENİ SEVİYORUM : NE GÜZEL...SENİNLE BERABER, BENİ SEVEN İKİ KİSİ OLDUK
BÖYLECE
SENİ SEVİYORUM : HAVALARDANDİR, BANA DA OLUYOR BAZEN.
SENİ SEVİYORUM : ET OLARAK Mİ, RUH OLARAK Mİ ?
SENİ SEVİYORUM : NEDEN...BEN DE BENİM BİLMEDİGİM BİR SEYLER Mİ GÖRDÜN?
SENİ SEVİYORUM : ÇOK HOS...PEKİ BASKA NE GİBİ HÜNERLERİN VAR.
SENİ SEVİYORUM : BENİ BU İSLERE KARİSTİRMA NE OLUR.

SENİ SEVİYORUM : BEN DE SENİN, BENİ SEVİSİNİ SEVİYORUM.
SENİ SEVİYORUM : ÜZÜLME, ZAMANLA GEÇER.
SENİ SEVİYORUM : YORUM YOK.
SENİ SEVİYORUM : HADİ YA, ÇOK İLGİNÇ, EE SONRA.
SENİ SEVİYORUM : BEN DE SENİ SEVİYORUM... EE, SİMDİ NOLCAK ?
SENİ SEVİYORUM : YENİ PAROLA BU MU...BEN NE DİYECEM PEKİ.
SENİ SEVİYORUM : HAYİR, İZİN VERMİYORUM...BUGÜN BENİ SEVEN YARİN
KEDİYİ,KÖPEGİ DE SEVER...OLMAZ, BEN CİDDİ BİRİYİM.
SENİ SEVİYORUM : TESEKKÜR EDERİM...BU BENİM İÇİN BÜYÜK BİR
SEREF...SEVGİNE LAYİK OLMAYA ÇALİSACAGİM, BÜYÜKLERİMİ SEVİP,
KÜÇÜKLERİMİ KORUYACAGİM.
SENİ SEVİYORUM : BLÖFÜNÜ GÖRÜYORUM, REST.
SENİ SEVİYORUM : HEMEN SOYUN O ZAMAN.
SENİ SEVİYORUM : GÜCÜN BANA Mİ YETİYOR, AKRANLARİNİ SEVSENE.
SENİ SEVİYORUM : BU NE' YE CEVAP OLACAK, NEYİ ÇÖZECEK PEKİ.
SENİ SEVİYORUM : GÜZEL, PEKİ BASKA ÇESİDİN VEYA SUBEN VAR Mİ ?
SENİ SEVİYORUM : ALLAH RAZİ OLSUN.
SENİ SEVİYORUM : SEN, ASMİSSSN BEN ARTİK NE DESEM BOS.
SENİ SEVİYORUM : OLUR, SARAYİM Mİ, BUR DA Mİ SEVECEKSİN.
SENİ SEVİYORUM : SENİ SEVİYORUM' UNA EKLEYECEK YENİ VE İLGİNÇ BİSEYİN YOKSA
ARTİK EVLERE DAGİLALİM.
SENİ SEVİYORUM : BENİ SEVMEK DEMEK, BENİ GÖRMEK DEMEK DEGİLDİR,BU FANİ
VÜCUDUM ELBET BİRGÜN TOPRAK OLACAKTİR FAKAT SEVGİN İLELEBET PAYİDAR
KALACAKTİR.
SENİ SEVİYORUM : İYİ DE BUNUN SOSYAL GÜVENCESİ, SİGORTASİ FALAN VAR Mİ
SENİ SEVİYORUM : NET Mİ., BRÜT MÜ ?
SENİ SEVİYORUM : O VAKİT AGAÇ DİK TÜRKİYE ÇÖL OLMASİN, GÜLER YÜZÜN GÜL
YANAGİN SOLMASİN, BEN ÖLEYİM SANA BİR SEY OLMASİN. ( TEMA VAKFI:
SENİ SEVİYORUM : ÖMRÜNÜ, ENERJİNİ DAHA FAYDALİ İSLER İÇİN HARCASANA CANİM.
SENİ SEVİYORUM : YA DA BASKA BİR DEYİSLE KENDİNİ LEYLA , BENİ DE MECNUN
SANİYORSUN, ÖYLE Mİ ?
SENİ SEVİYORUM : ELİNDEN BASKA Bİ HALT GELMEZ Kİ ZATEN.
SENİ SEVİYORUM : VE UTANMADAN BİR DE BUNU YÜZÜME KARSİ SÖYLÜYORSUN HA, YİKİL KARSİMDAN.

Erkek Gözüyle Kadın Gerçekleri ! ! !


* Kadınlar vitrinde gördükleri "İndirim" lafına dayanamaz. İndirimdeki mal kadında mıknatıs etkisi yapar. 10 tane benzer pabucu olsa indirimde gördüğü ayakkabıyı alır, siz, "Bunların aynısı dolabında var" deseniz "Sen gerçekten hiç anlamıyorsun" lafını yapıştırır.

* Kadınlar ağlar. Ancak tek başına bir köşeye çekilip de -yalnız- ağlamaz. Kadınlar, sadece sevdiği erkek duyabilecekse ağlar.

* Bütün kadınlar kesin bir cevabı olmayan konularda soru sormakta müthiş ustadır. Maksat, siz kendinizi sürekli suçlu hissedin.

* Kadınlar asla sır saklayamaz. Daha doğrusu, kadınlar için bir sırrı en yakın üç arkadaşlarına söylemek sırrı açık etmek kapsamına girmez. Bu mantıkla hepsi en yakın arkadaşlarına söylediklerinden sonunda sırrı bilmeyen kalmaz.

* Kadınlar telefona cevap vermeyi sevmez, uzun uzun çalsa dahi rahatsız olmadan açmayabilirler. Lakin telefonda dünyanın en uzun konuşmalarını yapanlar da yine kadınlardır.

*Kadın yatağa yatmadan "evvel" saçını tarayan tek yaratıktır.

* Kestirme yola sapıldığında her kadına bir "kaybolacağız" korkusu gelir.

* Kırmızı ışık, kadınlar için, "makyaj molası" işaretidir.

*İstisnasız her kadın vermesi gereken bir-iki kilo olduğunu düşünür.

* Kadınlar durup dururken eve bir buket çiçekle gelen kocadan şüphelenir.

* Kadınlar tuvaletin kapağını küçük bir hareketle indirmek yerine tuvaletten salona kadar yürür, kocasına söylenir ve tuvalete geri döner.

* Erkek konuşurken kadın lafın ortasından konuşmaya dalar ve devam eder. Aynı şeyi erkek yapacak olsa kıyamet kopar.

* Düğünlerde kadın kadına dans edenleri görünce kimsenin aklına bir şey gelmez. Erkekler için durum aynı değildir.

* Karısının göz ucuyla bir başka adama baktığını yakalayabilmiş erkek yoktur. Oysa kadınlar erkeklerini başka kadına baktığı an -saniyesinde- yakalarlar.

*Kadınların erkeklerden daha çok para kazandığı tek meslek vardır: Top modellik.

* Kadının dondurmayı nasıl yediğine bakarak karakter testi yapabilirsiniz.

* Evde saatlerce kendi giyimiyle ilgilenen kadın, sokağa çıktığında saatlerce başka kadınların elbiseleriyle ilgilenir.

* "Yok bir şey"in anlamı kadınlarda, erkeklerinkinden, tamamen farklıdır.

* Kadınlar her konuda erkeklerle eşit olmak isterler. Üç istisna: Erkek tuvaletlerine girmek, çöpü indirmek ve hesabı ödemek.

* Kadınlar asla haksız değildir... En haksız olduğu konuda bile "Kendime göre nedenlerim var" der.

* Tabiatta kadınlara karşı son sözü söyleyebilecek tek bir doğal yapı vardır: Yankı!

* Kadınlar kendilerine neler verildiğine değil, onlar için nelerden vazgeçildiğine bakar.

* Zengin adam, karısının harcadığından daha çok kazanabilen erkek demektir.

* Kadınlar "Erkeklerle eşitiz" iddiasını sürekli tekrarlamaktan vazgeçtikleri anda, erkekler kadınları kendilerinden üstün gördüklerini söyleyebilme fırsatını yakalayacak.

* Kritiklere başlayan kadın, kritik bir yaşa gelmiş demektir.

* Evlilikler aynen kazalar gibidir, iki şahit ister.

* Kadın elinizi tuttuğu anda, bilin ki, eninde sonunda tepenize çıkacaktır.

Yeni Bir Lost Teorisi Daha ...


Aşağıda ki haber Star gazetesinden alınmadır, bilgilerinize...

Lost dizisinin sırrı çözüldü

Dünya üzerinde yüz milyonları ekran başına kitleyen Lost dizisinin sırrı çözüldü. Andrew Smith adlı bir Amerikalı senaryodaki gizemi çözüp Seventh Seal Theory adıyla internet sitelerine gönderdi. İşte Lost’un sırrı;

FISILTILAR KİME AİT?

Ada, doğal bir mineral(black rock). Alvar Hanso’nun dedesi Magnus Hanso’nun niyeti köleleriyle birlikte bu efsanevi black rock’ı patlatıp elde edeceği madeni satmaktı. Bir fırtınaya yakalanarak karaya vurdular. Magnus kurtuldu, köleler öldü. Adayı terk etmek için bir sal inşa etti. Kölelerin çığlıkları kulaklarındaydı. Aslında onları gerçekten duyuyordu. Black rock elekromanyetik aktiviteyi, sesi, düşünceyi, hafızayı kaydediyordu. Aynı zamanda ona geleceğiyle ilgili sezgisel bir fikir de veriyordu. Bir gemi yapıp eve döndü. Gemisiyle adaya makul bir mesafede seyrederek meditasyon halinde, taşın ona gelecekle ilgili anlattıklarını telakki etti. Bunları ticaret hayatında kullanarak adanın sırrıyla birlikte varisi Alvar Hanso’ya bırakabilecek kadar muazzam bir servete sahip olacaktı.

GİZEMLİ SAYILAR

Valenzetti adlı matematikçi, dünyanın sonuna dair ‘4,8,15,16,23,42’ sayılarını içeren bir formül hesaplamıştı. Bu sayıların her yerde olduklarını ve dünyanın sonunun tahmininde önemli olduğunu iddia ediyordu. Alvar formülü ögrendi ve adanın kendisine verdigi bilgiyle alakalı bularak Valenzetti ile Dharma İnisiyasyonu`nu oluşturdu. Amaç bu sayıları değiştirerek dünyayı öngörülen korkunç sondan kurtarmaktı. Alvar insanlığın iyiliği için adayı bazı kalifiye insanlarla paylaşması gerektiğini biliyordu. Bu yüzden bilimadamlarını ve psişik sınırlara dayanan güçlere sahip özel çocukları adaya getirdi.

ADADAKİ İSTASYONLAR

Adada kurulan istasyonlarda kaderin değiştirilemezliği teorisini sınayan deneyler yapıldı. Bu deneylerden biri Swan’dı. Aslında test edilen şey, görevlerine olan inanlarının kaderi yerinden bir milimetre oynatıp oynatamayacağıydı. İşe yaramadı. Sorunlu kaderin adada hapsedilmesine karar verildi.

MERAK EDİLEN JACOB KİM?

Çocukların en özeli Jacob zihniyle objeleri oynatabiliyordu. Madem black rock hafızayı depolayabiliyordu, Jacob da kayanın gücünün yoğun olduğu yere yerleştirildi ve bir bilim adamı ordusunun gözlemi altında kayadan kaderi emmeye çalıştı. Daha sonra ‘incident’ olarak bahsedilecek patlama gerçekleşti. Jacob bu patlamayla cismani formunu kaybedip black rock tarafından emildi. Ama nesneleri hala oynatabiliyordu. Kendini taş halinde hareket ettirebiliyordu. Siyah bir toz bulutu halinde hareket edip çeşitli şekillere bürüyebiliyordu.

KADERİ DEĞİŞTİREMEDİLER

Patlama enerjinin serbest bırakılmasını gerekli kılmıştı. Yoğunlaşan enerji bilim adamlarının kader üzerindeki araştırmalarının sürmesini sağlıyor, enerjinin periyodik olarak boşaltılması ise başka felaketleri önlemeye yarıyordu. Swan’ın artık gerçek bir amacı vardı. Elektromanyetik enerjinin her 108 dakikada bir yakındaki bir başka uyduya aktarılması gerekiyordu. Bu iş için Radzinsky ve İnman atandı. Fakat onlar kaderin değişmeyeceğini düşündüler. Bununla birlikte incident, dünyanın felaketine yol açacak olan bir anomali yaratmıştı.

ADAYA ANOMALİ ÇEKTİ

Bakunin’e, bu anomalinin dünya üzerinde yarattığı etkiyi takip etme ve etkileyebileceği insanların profilini çıkarma görevi verildi. O da flame istasyonu vasıtasıyla bu insanları buldu. Her biri bir şekilde düşen uçakla ya da birbiriyle bağlantılıydı. Anomali büyük dalgalar halinde büyüyecekti. Sonunda bir şekilde bütün bu insanlar aynı gün aynı saatte aynı uçağa bindirilerek adaya getirildiler. Dharma kaderin rotasının tamirinde (course-correcting) ona yardımcı oluyordu.